Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Taşındıkk…

Zorunlu bir şekilde turuncusu.blogspot.com ‘dan taşınmak zorunda kaldım.. malum ttnetin “mahkeme kararı ile bu site kapatılmıştır” yazısını blogger sayfasında da görmeye başladık.. Blog kapandığında nasıl olur diyerek internete bakıp arkadaşıma sordum.. Ama herhangi bir açıklama yapılmamıştı.. ne zaman bu yasağın kalkıcağı belli değildi yani ozaman benimde yapmam gereken tek şey blog bi şekilde taşımak olucaktı ki blog nereye taşıycağımda bir sorundu..  Domainmi alsak..   yoksa  blogların açılmasını mı beklesek.. yoksa wordpress’e mi taşınsakk :D   görüldüğü gibi wordpress’e taşındık.. henuz tam yerleşemedik ama  yavaş yavaş alışmaya başlıyoruz.. 

Turuncu‘nun Mutfak maceralarını ayrı bir sayfaya taşıdım orda daha derli toplu bir şekilde yemek yapabilir :D Daha eklencek düzenlencek çok yer var.. Yeniden görüşmek üzere baş baş…

Bir Lise Rüyası:"Gök Kafes"


Benim ve arkadaşlarımın İstanbul’un muhtelif yerlerinde sahiplenmiş olduğumuz binalarımız var :) ) bu nasıl oluyor derseniz şöyle söyliyim size;
lise zamanlarında beri bazı binalar “bizim binamız” şeklinde arkadaşlar arasında sözü geçer.. Örnek vericek olursak; Ortaköydeki Esma Sultan Yalısı, Kuleli Askeri Lise ve bjk stadyumun yukarında bulunan Gök Kafes(The Ritz Carlton Hotel)… Liseden beri Gök Kafes, denizciler için kutup yıldızı neyse bizim içimde gök kafes o… “binamiz orda tamam o tarafa yürüyelim.. ” şeklinde bizim yol bulmak için kulladığımız aynı zamanda manzarasını merak ettiğimiz bina.. Gök Kafes …
Ve bugün biz o binadaydık :) .. Bu durum nasıl mi gerçekleşti gelin beraber okuyalım :) ..
Net dünyasının önde gelen isimlerinden FK‘nın aracılığı ile Google seminerine davet edildik..yada ettirdik kendimizi :) .. Seminerin yerini sorduğumda FK bana otelin sitesini gönderdi ki ordaki adreste şişli yazıyordu.. benimde düşüncem ordaki hotellerden biri yine bilindik bi seminer.. Malum yeni mezun ve işsiz bir insanız gitmediğimiz seminer kalmadı :p Ebru bana “nereye gidiceğimizi biliyormusun?” dediğinde The Ritz Carlton Hotel dedim fakat kendileri Gök kafes olduğu(Binamiz yani :p)ayrıntısı ebru ekledi :) .. benim tepkim ise “başka bişey isteymişiz olucakmiş demek ki” oldu :) )


Ama bu sefer ki seminer diğerlerine benzemiyordu.. Google resmen “ben Google’lim böyle seminer yaparım “der gibisinden hazırlanmıştı..Sunumlar, ses düzeni, slayt özetleri, konukların ihtiyaçları… herşey super.. birilerinin günler öncesinden acaba ne giysek düşüncesini bitmiş :D Ebru’nun tembihleriyle fotograf makinası için pilleri getirmişim.. kayıdımız yapılmış.. seminer salonuna geçmişiz.. ses, muzik, düzen herşey tamam derken seminer başlamdan bir fotograf çekilelim dedik ki o da ne! Fotograf makinası çalışmıyor.. ben “nasıL çalışmaz” diye üzülürken Ebru “makinam çalışmıyor :( ” diye üzülüyordu.. hangimizin ki daha derinden olduğunu gelin siz karar verin :) ) Cep telefonundan birkaç fotograf çektik ama.. çektik işte :) )
Fotograf çekememize ragmen arkadaşlarım ve ben çok güzel bir gün geçirdik.. Özellikle kahve molaları, öğle yemeği :) ), önümüzdeki (sanırım)baba’nın arada bi oğluna “bak gördün mü” demesi :) , The Ritz Carlton havlusu :) ))))
Lise yıllarında bizim için imkansız olan, bugün gerçeğe dönüştü.. hayatta, hayatımda, hayatınızda ne zaman ne olucağı hiç belli olmuyor.. imkansızları başarmanız dileğiyle.. baş.. baş.. :)

"___ Olmak.."


Saat gece yarısını geçtiğinin farkındayım :S.. arkadaşıma filmlerini kopyalarken aklıma geldi bende yazıyım dedim.. Becoming Jane.. Zorla izle izle diye israr ettiğim film.. Jane Austen’nın kendi hayat hikayesini anlatan ve izlerken birden fazla duyguyu bir anda hissedebildiğiniz alışıla gelmedik nadir filmlerden… en azından benim için ole..(insan her izlediğinde ağlar mı :S) Jane Austen’nın tüm romanlarını okuyup orda mutlu sonla biten aşk hikayelerine iç geçirirken kendi hayatında yani gerçeğin hiçte ole olmadığını konu alan bir film Becoming Jane.. Gerçek hiçte mutlu sonla bitmiyor malesef..
Filmin ismi Türkçe’ye Aşkın Kitabı olarak çevrildi.. tam çevirisi ise “Jane Olmak..” yani Jane aslında bi durumu bir zümreyi temsil ediyor ve tabuları yıkıyor… köklü İngiliz… aslında İngiliz demek yanlış olur.. dünyadaki genel yargıyı yıkıp bir bayanın kendi başınada bir yerlere gelebileceği göstermiş olup, kısa ömründe İngiliz edebiyatının en başarılı 6 eserine imzasını atmıştır.. ve romanlarında en güçlü kadın kahramanlarını zor aşkların girdabına sokması, finalde ise, çiftleri evlendirmesiyle dikkati çekmiştir… Asıl garip olan bi noktada vardır ki.. way be dedirten kısım.. bunu söylersem filmin tüm espirisi kaçar.. en iyisi siz filmi izleyin ;)
aslında filmi bu kadar övmekte iyi değil beklentiler yüksek olunca film bitince “bumuydu yaw” gibi bir düşünce ile filmi sonlandırmanızı istemem yazık olur filme..
yazının başlığını bilerek boşluk biraktım.. boşluk kısmını doldurmak sizin hakkınız.. ne olucağınıza siz karar vericeksiniz… herkes ne derse desin.. ne kadar uğraşırsa uğraşsın siz ne olmak isterseniz onu olursunuz.. ;) yapılacak bişey yok :) )
ben kaçar.. baş.. baş..

Turuncu’dan MizanTrop’a

Arkadaşımın ben ne kadar israr etsemde kendine blog aç diye..
kendisi açmayıp inatla pati çatısı altında yazmaya devam ediyor yazılarını.. ee napalım bana da burdan yazılarını duyurmak duşuyor..
MizanTrop ismi altında yazılarını siteden yayınlamaya devam edıyor.. Sadece yazı da değil ki yazdıkları… her telden var Turuncusu’nun en tatli rakipi olmaya aday.. Aday diyorum çünki ben kendi sitesinde o güzel yazılarını yazması taraflarıyım..
Yazıları okadar hoş ki.. vakti zamanında çalınıp başkaları tarafından.. kendi spacelerinde yer verilmiş yazıları var.. hala lisedeki gibi o güzel yazılarını yazıyorsundur canım umarım..Diyicek çok bi laf bulamıyorum.. Takip edin ve görün ;) Hayırlı olsun bitanemm… umarım kendi Blog’nun da tanıtımını yapmak nasip olur ;) ) bu yazıda Turuncu’dan MizanTrop’a bir hediye olsun ;) )

Sizinle bir kitap hakkındaki fiikirlerimi paylaşamk istiyorum.. Ortaköy’deki kitapçıda arkadaşımla bakınırken arkadaşımın şaka ile karışık “bu kitabı sana alıyım mı?” diye sormasıyla başladı seruvenimiz..Kitabın İsmi bana bir yerden tanıdık geliyordu.. Daha önceden alınmış olması mühtemel kitaplardan biriydi.. Eve geldiğinde yanılmadığımı gördüm.. “Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak” Dale CARNEGIE nin ünlü kitaplarından biri.. siz “daha yeni mi duyorsun bu kitabı” diyebilirsiniz.. Ben ömrüm boyunca duymamayı tercih ederdim ama bazı zamanlarda bir kitap, bir söyleşi, bir resim hayatınızda yön vermeye yardımcı oluyor.. Ve ozaman istemesenizde o sizi buluyor..

Kitap gercekten üzüntünün insana neler yapabileceği gerçek örnekleri ile ortaya koyuyor ve ekliyor;
üzüntüyü bırakmamızın en önemli adımlarından birinin bugünü yaşamak olduğunu belirtiyor, bunu “günleri kapalı bölmelerde yaşayın” diyerek anlatıyor.
“Geçmişin kapılarını kapatın, onu gömün gitsin. Geleceğin yükünü dününkiyle birleştirip bugün taşımaya kalkarsanız yıkılırsınız. Yarınlara karşı hazırlıklı olmamızın en iyi yolu tüm zeka ve coşkumuzla bugünün işleri üzerinde yoğunlaşmaktır. Kendimizi geleceğe ancak böyle hazırlayabiliriz.”
Kitapı büyük bir hızla okuyorum baya bir sardı derken… Küt ben yine dün ile bugünü karşılaştırmaya başladım..
Kitapta çok güzel bi laf var “Hayat çok kısa olduğu için değeri büyüktür..” Aslında belki biz yaşadığımız şu anın değerini bilmiyoruz.. kendi dertlerimiz kendimize fazla geliyor etrafımızda olup bitenleri asla göremiyoruz.. görsek bile algılayamıyoruz.. Dünyada neler olduğunu bilen varmı.. Afrika’daki açlığı, Darfur,Irak,Afganistan,Filistin’deki savaşları.. yada ülkendeki Kaybettiğin MEHMETÇİK’İNDEN haberin varmı.. Aslında Sitemim kendime.. O kadar kendi kendimle kaldım ki önceki beni unuttum…
Her sene milyonlarca öğrenci sınavlara hazırlanıyor.. Bu hazırlık sürecindeki bir öğrenciyi testlerinden başını kaldırp buğün ülkende ne oldu sorusunu sorduğunuzda alıcağınız cevap “bilmiyorum ” olucaktır.. Ya da yoldaki birine.. Yaşam derdi insanların etrafını okadar sarmış ki kendi dertlerinle okadar meşguller ki etrafında hatta evinde olanların bile farkında olmadan yaşamlarını sürdürürler..Tabi buna yaşamak denirse.. Toplum olarak üzüntü bizi okadar ele geçirmiş ki hayatımızdaki güzelliklerin farkında değiliz.. değilim..
Kitap gercekten baş ucu kitabı olması gereken kitaplardan ve arada bir yatmadan önce elinize alıp sayfalarınızı karıştırmanız üzüntülerinizden biraz olsun uzak kalmanızı sağlayacaktır… deneyin.. Fakat yazar kendiside belirtiyor.. eğer siz kararlı değilseniz bu kitabı fırlatıp atın diye.. önce kararınızı verin sonra herşey kendiğinden gerçekleşecektir..(böle söylerkende çok koLay geliyor :) ) Yazar, başkaları gibi olanları unutun demiyor.. sadece kabullenip düşmeyin diyor.. Çünkü bazı şeyler asla unutulmuyor..
Mutluluklarla… baş.. baş..

aLiMinyum 1 Yaşında


Bizim Ali koskocaman bir yılı geride bıraktı…
Turuncu Cafe’de ona bu pastayı yaptı.. aLiMinyum’un ne olduğunun pek farkında olduğunu zannetmiyorum :) ) ama aLi güzeL birgün geçirmemize neden oldu..
Zaman nasıl akıpta geçiyor.. Ali’nin doğdugu gunu dün gibi hatırlıyorum.. Aslında aLi’nin pastası için yazıcağım birçok şey vardı ama hasta olduğum için pek fazla bir şey yazamıyorum.. Şifayı kaptım az buçukta :D Nice seNelere Ali..

Bu arada kurdela yenilebilir değiL.. bilginize :) )

Sevgi(Li)nin Çektikleri 2

Muhim bi konuya parmak basmışım haberim yokmuş :) )
Ne kadar derdi olan varmış bu konuda :) ) ve herkeste dediğim gibi peluş bı hedıye çıktı… Asıl eşşegi beklıyoruzda sahıbıne ulaşamadık :)
ama dediğim gibi önemli olan niyet ve alma sebebi.. ne kadar size bu da ne böyle gibi baksalarda emin olun ki hediye herzaman sevilir.. yani ben severim kendi adıma :D
bazı resimlerimiz aşagıda görüldüğü gibi :) ) Eşşeğide en kısa zamanda eklıycem inşallh :D

yeni bir ayı dah..a ayı koleksıyonu oldu walla :D

diger bi ayımız :D


bu köpeğin hikayesi biraz farklı halinden de belli iki kaçığın arasında kalmış :) )

Sevgi(Li)nin Çektikleri

Bu yazımda size istek üzerine bi arkadaşımın duyguuuuuuuuuuuu yüklü aşk hikayesinden bahsetmek istiyorum.. bildiğiniz gibi ben ole duygusal bi insan değilim.. yani lise hayatım boyunca arkadaşlarmın sevgilelerine muhalefet etmiş bi kusur bulmuş insanım :) ) bana senide görücez dedikleri çok oldu ama hala göremediler :P .. konumuza geri dönelim.. bu aşk hikayesinin başlamasıyla benim arkadaşımla tanışmam aynı döneme denk geliyor yanı ben kızla tanıştım bi süre sonra oda aşık oldu bana değil yanlış anlaşılmasın :D Çocuk benimde arkadaşım işin espirili yanı :) )
İşte o gün bugundur.. Ne zaman konuşsak “Slm” dedikten sonra ki 2. cümle ya “biz ayrıldık” ya da “biz barıştık oluyor” :) ) ben bunların ayrılma ve barışma sayılarını artık bilmiyorum kendisininde bildiğini pek zannetmıyorum esasen.. :) )
Aslında bide Şöyle bir durum var “Ayrılma Nedenleri” diye.. burda herkes ayrılma nededini söylese eminim gülebileceğimiz bir çok şey çıkar (aman gözünüzü seviyim güzin abla ya çevirmeyin siteyi) .. Ben duyduklarımdan bi kaçını sizinle paylaşıyım.. “Pazara neden sen çıkıyorsun”, “o eteği giyme demedinmi ben sana”,”sen benim suratıma telefonu nasıl kapatırsın?”,”Neden dönme dolaba biniyorsun?”,”Üst kat komşuya giderken Neden haber vermedin?”,”Neden Batak oynuyorsun” .. Tüm bunlar gerçek direk birinci ağızdan yazıyorum size..
Bide şu telefon olayı var.. bitiyorum ona işgencemi belli değil.. :) )her anını her yaptığını rapor edilir sevgiliye.. sanki CIA ajanı..
okuldan cıktım tamam..
eve geldim tamam..
hapşurdum tamam..
bi kız tanıyorum mobıl burcu deriz kendıne :) )okul hayatımız boyunca yolda 3 kişi yürüdük ben, burcu ve telefondaki :) ) Kız yazılıda bile sevgilisiyle konuşuyordu yok böle bişey :D
-”Efendim Aşkum.. “
-”Yazılıdayım canım..”
-”Sen napıyon…”
(aradan 20 dakka geçer)
-”Hayatım bi dakka ya hoca kağıtları topluyor.. bi sn bekle”
–Hocam bı dakika yazıyorum daha KIZLAR KOPYA VERİN!—

zaten butun lise fotograflarının hepsinde telefonunu elinde konuşurken poz vermiştir :) )

Sevgililerin özel günlerde Sevgililer Günü,tanışmalarının 61. günü, ilk görmüşmenin yıl dönümü vb.. bu günlerde aldıkları hediyelerde çok enterasandır.. Standart ayı alınır en şekerinden bi tane :) Şimdi bu hediye iki türlü anlama gelir bence.. ya gerçekten safiyane olarak bi hediye alınmıştır, kızda bunu tüm samimiyetiyle kabul eder.. ikincisi ise “bak sana ayı aldım (bide kızın boyu kadar)” artık kıza ayımı demek istiyor ben mi fesadım orasını bilemiycem de, ama art bi niyeti varsa kızda ince zekası ile şak diye yapıştırır cevabı “baktıkca seni hatırlıycam bitanem ” :) )) Şuuut ve GoLL… :D yani bu hediye işleri biraz zor işler.. aslında herşey karşındaki insanın samimiyetine bağlı olduğuna inanıyorum ben.. eşşek alan bile biliyorum :) önemli olan niyet ;) )
Bu konu böyle uzar gider.. ben mi garibim insanlar mı normal bilmiyorum.. bi yerde bi terslik var ama hadi hayırlısı :) ) kaLın sağlıcakLa…

İlk defa bu kadar isteksiz yazı yazıyorum… aslında bayram geliyor.. bayram öncesi yaşanan o heycanın dört bir yanımı sarması lazım.. fakat büyümekten mi hayata yaşadıklarımızdan dolayımıdır şuan hissettiğim sadece hüzün…
hep denir ya ahhh o eski günler.. bende diyorum nerde o eski ramazanlar.. nerde o bayramlar.. nerde o arkadaşlıklar.. nerde yaşanan güzel günler.. anıldığında geri gelseler ne güzel olur dimi? Bazı şeylerin üzerinden ne kadar zaman geçsede sızısı hep içinizde kalır.. hani bazı şeyler kaybedilmeden değeri anlaşılmaz derler.. Evet nekadar değerini bilsenizde yerleri asla doldurulmuyor.. bende en iyi arkadaşımı kaybettim.. yok yanlış anlamayın vefat etmedi:) ama kayıpta ölüm gibidir… artık bişeyler paylaşamıyorsanız bi farkı yoktur.. Artık ulaşamıyorsanız elden ne gelir?.. Demem o ki bu gece sizin için bi sebep olsun sevdiklerinizin bi listesini yapın.. bu listede anneniz, babanız, kardeşiniz, alt komşunuz, köpeğiniz, arkadaşınız, sevdiğiniz bir kazak bile olabilir :) Yazarken kolayda iş uygulamaya gelince hayatın getirdikleri karşısında yapmak istenilenleri gerçekleştirme ihtimalı çok düşük oluyor.. İş, güç, koşuşturma, ev derken birde bakmışsınız ömür bitmiş.. akıl veriyormuş gibi olmayım ama (zaten siteyi takıp edenler benım yaşıtlarım :) ) bu kocaman ömürde kendiniz için bir şeyler yapın ama bunu bencillikle karıştırmayın..

ben geçenlerde kendim için bişey yaptım.. Yemek tariflerimi yazabileceğim bir defter… Eskiden delileri tedavi etmek için hasır sepet ördürürlermiş.. Diyiceksiniz nerden çıktı bu şimdi.. defterde az bıraz ole bişey oldu .. resime bakınca nedemek istediğimi daha iyi anlıycaksınız :) )
Daha önceden tasarladığım birşeydi fakat vakit sorunum olduğundan yapamıyordum şimdi yeterince vaktim olduğundan yapabildim… Yaparkende büyük zevk aldım.. bir nevi terapi oldu :) evde otur otur nereye kadar :p
Bu fotograf defterin yapım yaşaması sırasında çekildiği için etraf biraz dağınık.. ee her sanatçının bi çalışma tarzı var :p bende dağınıklığıma mezaret buluyorum :) ama öle herşeyim elimin altında olması lazım bu da dağınıklığa sebep oluyor:) Fakat bally kullanırken pencereleri açmanızı tavsiye ederim yoksa fena çarpıyor :) ))

Bir şeye dikkatınızı çekmek istiyorum defterin üzerindeki yazıya… Evet “Turuncusu” markalaşma yolunda emin adımlarla yürüyor :P Aslında defteri yaparken böle bişey aklımda yoktu ama sonra dedim bi farkı olsun.. Turuncu’nun ürünlerinden biri yapalım bunuda.. Her gördüğünüz Turuncusu etiketi bilin ki Turuncu ürünüdür.. :) )
Yeni ürünlerle görüşmek üzere.. baş.. baş..
aaa bir şeyi unutuyordum Kadir Geceniz Mübarek, Sevdikleriniz Hep Yanınızda Olsun.. Bayramda görüşmek üzere… HoşÇa KaLın..

Şu sıralar televizyon ekranlarında dönen bi reklam var.. izlerken ahh ahhh dediniz size hayallerinizden asla vazgeçmemenizi öğütleyen hayallerınizi gercekleştirmek içinde size nakti yardımı yaparız dıyen bır bankanın reklamı… tam evet gercekten hayallerımı gerçekleştirmeliyim gibi bir umutla izlerken sonunda banka reklamı çıkmasıyla tekrardan butun hayallerınızden vazgeçip yemek yaparken izlediğiniz reklam bittiğinde hayatınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.. ee fakırın ekmeği umutt :p… bu arada ilginç bişey oluyor ben bu yazıyı yazarken iki arkadaşımda birbirinden habersiz olarak msnde hayallerımız hakkında konuşuyoruz.. bu yazım hayallerınden vazgecmemiş olan ve asla vazgeçmiyceklere.. ole bı yazdım ki kral tv den klıp ıstıyorum sankı :P

en son ne zaman hayal kurduğunuzu hatırlıyor musunuz?
hani bi zamanlar dünyayı gezme fikriniz vardı
adını bile bilmediğiniz bir ülkede evlenecektiniz
hani bir motosiklet alacaktınız
kimsenin çözemediği o denklemi siz çözecektiniz
binlerce insana şarkı söyleyecektiniz
siz, dünyayı değiştirecektiniz
bir köpeğiniz olacaktı sizin, ama yok galiba
sahi ne zaman vazgeçtiniz köpeğinizden?
hayallerinizden ne zaman vazgeçtiniz?
şimdi tekrar onların peşine düşün
çünkü bizim bir fikrimiz var
sizi terkeden sevgilinizin önünden muhteşem bi arabayla geçebilirsiniz:))
hep hayalini kurduğunuz o eve sahip olabilirsiniz
bayılana kadar alışveriş yapabilirsiniz
mesela safariye çıkabilirsiniz
bi tekneyle okyanusa açılabilirsiniz
gerçekten mutlu olabilirsiniz
evet bizim bir fikrimiz var
hayallerinizi geri getirecek bir fikir
her şeyi değiştirecek bir fikir…

işte fikir dediği bankanın kartı.. boşverin siz .. hayallerinize sadık kaldığınız onlardan vazgeçmediğiniz.. hayal kurmaya devam ettiğiniz sürece onlar gerçekleşecekler… çünki siz hayal ettiğiniz kişisiniz ;)

Eski Gönderiler »