Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Vataşiva,Vataşiva Candy :)


Aslında bu kadar sık yazmıyorum ama bu gece Melis’i kıramadım.. Benden eski izlediğimiz çizgi filmler hakkında yazı yazmamı istedi ama ben daha farklı bişey yapıp hepinizin bildiği çoçukluğumuzun çizgi filmi olan candynın başlarken ki hani “vataşıva, vataşıva candy” dıye muziği hepinizin kulaklarındadır.. işte o soundtrackın türkçe meali :) )

yüzümdeki çillere aldırmıyorum
çünkü yüzümü seviyorum
kadın gibi olmamak ve yaramaz olmak hoşuma gidiyor.
yarışmak ve ağaçlara tırmanmak hoşuma gidiyor.
ben, ben, ben candyim

kendimleyleyken, kendimi biraz yalnız hissediyorum
bu anlarda, aynada kendime bakıyorum ve kendi kendime diyorum:

gülümse, gülümse, gülümse, candy
bu üzgün yüzüne hoşçakal de, bu iyi değil, candy

yüzüm beni ilgilendirmiyor
sanırım biraz tombul olmakla sevimli gözüküyorum
ip atmayı ve ağaçlara tırmanmayı seviyorum
ıslık çalmayı ve konuşmayı seviyorum
ben, ben, ben candyim

gökyüzüne baktığım zaman, kendimi biraz yalnız hissediyorum
o zaman yanağımı çimdikliyorum ve kendi kendime diyorum:

gülümse, gülümse, gülümse, candy
bu üzgün yüzüne hoşçakal de, bu iyi değil, candy

insanların ne düşündüğü önemli değil
beni terbiyesiz sanabilirler
pastaları ve turtaları seviyorum
yeşil giyinmeyi de seviyorum
ben, ben, ben candyim

yıldızları sayarken kendimi biraz yalnız hissediyorum
o zaman kendime göz kırpıyorum ve kendi kendime diyorum:

gülümse, gülümse, gülümse, candy
bu üzgün yüzüne hoşçakal de, bu iyi değil, candy

çok tatlı sözleri olan bi şarkı okuyunca neşelenmek elde değil hatta bende şarkısıda vardı bi ara ama formata kurban gitti sanırım. Bulan banada yollarsa çok sevinirim :) )) bu arada yazmak gercekten çok eglenceli insanın içinden gelerek yazınca yazdıkca yazası geliyor.. ilhan iremin şarkısında söylediği gibi ;
Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak.. Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum..
ee bende yazıyorum işte en guzeli… bu gidişte yazar çıkıcam yanarım yanarım ona yanarım sen okadar sene oku, git bide yazar ol :P yok ben en iyi hangi işte başarılı olabileceğime karar verdim ;) ne mi ? :) ) iyi geceler.. baş baş..

………….. Geriye KalaN

Yazıma başlamadan önce internetin eskisi gibi olmadığından bahsetmek istiyorum..
Ya ben eskisi kadar eğlenemiyorum yada internet ortamı gercekten değişti.. yazımaya başlamadan önce bi saattır site için sayaç arıyorum.. yok bazısı üyelik istiyo ya da alakasız alakasız siteler çıkıyor.. en sonunda aradığın gibi bi sayaç buldum ama baya bi aradım… bu arada sayaçım çok şeker.. umarım bu bi sorun çıkarmaz..
neysem konumuza dönelim..
bugün yani bu gece baya bi yazasım var.. saat gecenin 3 de nerden bu ilham derseniz bende bilmiyorum.. yeni sezonda böleyiz uyumak pek mumkun olmuyor .. sitenin sağına soluna bakarken bişeyi fark ettim site baya bi kendi başında değişik bi tarzı olmaya başladı.. Edebiyattan tutunda yemek, gezi ondan bundan her telden çalıyor :) bakalım bi yenilikler düşüne bilirim..
Şuan dışarıda yagmurun sesi, ruzgarın etkisi ile sallanan yaprakların sesi ve bu güzel ahengi bozan garajın çalışanlarının sesi :S Artık penceremin önünde çam ağaçlarımda yok .. yeni saksılarında temelli olarak gidicekleri yeri ve vakti bekliyorlar.. artık penceremden dışarıya baktımda hiç bişey eskisi gibi gözükmüyor.. bazen aynı pencereden bakarken siz denizi görürken o okyonusu görüyorsa bunun için kimi suçlarsınız? cem yılmaz bı stand up da diyor ya biri bakar İstanbul’a “İstanbul sen mi büyüksün ben mi?” :) der şu sıralar İstanbul’un bana dar geldiği bir gerçek.. hani bi yer olsa gidicem.. şöyle yurtdışı falan fena olmaz dımı :p tamam uçmuyorum..
bugun uzun süre sonra dışarıya çıktım.. hem bıraz kafa dagıtmak hemde kurdela almak için çarşamba pazarındaydım.. halkın nabzını tutum anlıycağınız :) zevklıydı aslında bir anne ile kızın alış verişine yardımcı oldum.. kurdela alırken teyzemin mutfak takımının örtüsüne hangi fistonun yakışacağına beraber karar verdik..Fakat ben ayrılırken o hala bakıyordu :) ve yagmur yağmaya başlamıştı..
yazıyı şöle bi okudumda baya değişik bi yazı oldu bir ordan bir burdan yazıyorum :) daha gün ağırmadan yazınca böle oluyor :)
güzel günlerde görüşmek ümidi ile baş baş..

İftardan..


Geçenlerde iftarda teyzem ve dayımlar bizdeydi.. herzamanki bilindik aile toplantılarından biriydi.. ama bu sefer bi farkı vardı benim okulum olmadığı için tatlı ve yemek kısmında aktif bi rol oynadım :) şunuda anladım mutfak insanın kafasını dağıtması için güzel bi mekan ama kafa zaten dağınıksa elinizi kesme, yakma gibi tehlikeli işlemler gerçekleşebilir yada kurabiye hamuru için “anne bu niye bukadar yumuşak” diye sorup “kızım un koymamışsın ” cevabını aldığımda halime gülermisiniz ağlarmısınız bilmiyorum :D sabah kalktığımda armut marmelatı yapıcam diye güne başlıyınca annem “bu kızı okula yollayalım daha iyi” gibi bir surat ifadesi ile “peki yap” demesi artık bir öğrenci olmayıp ev hayatına alışma aşamalarımdan biri :) aa bak marmelatın resmını çekmedik tuh :( ama iftar için yaptığım tatlıların resmı var :D Önce Melis’e gösterdim resmi ve tepkisi “ohhh bu ne ya” olduktan sonra ramazan günü böle bir fotoyu siteye koymak caizmidir değilmidir bilemedim.. ilahiyat camiasına bi danışmak lazım ;) ama yinede fotografı ekliyorum :)
saat 4′e geldi aslında yazılacak daha çok sey var ama napalım gerisi başka zamana sahur vakti geldi..

BİR FOTOĞRAFA…


Karşımdasın işte…
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi…

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…

Nazım Hikmet

GizLi Yer

Yorulduğunuz da bir kaçış noktası aradığımız da kendinizi attıgınız yerler vardır… kimsenin bilmediği kendinizi güvende hissettiğiniz.. yeniden güç topladığınız yerler..
benım ole zamanlarda gittiğin en sık yerler arasında beşşiktaş gelir.. kalabalığın içindeki yanlızlık ..
beşiktaşın ayrı bir yeri vardır.. etfafına baktığınızda insanların koşuşturmacalarını görürsünüz.. hemen vapur iskelesinin kenarına oturduğunuzda, her gelen vapurun dalgası ile ıslanmak.. kuşlara simit atmak.. cebinizdeki para ile simit – ayran yemek.. arkadaşınızı beklemek.. her gelen falcıya “çıkmıyo teyze baktıklarınız :) )” diyerek geri göndermek.. üskudar’ı, kadıköy’ü, kız kulesini, topkapı sarayını geniş bir panaromadan izlemek.. “deniz super.. keşke girebilsem” diye düşünmek.. her seferinde aynı düşünceleri yaşar, farklı kararlar alırsınız..
geçenlerde bjk yolum düştü.. her zamanın ki gibi vapur iskelesinin yanında oturmadan ayrılamadım..:)



bjk’ya çok yakın biryer daha vardır ki.. içinde barındırdığı huzuru çok az yerde bulursunuz.. Manzarası ise İstanbul’a kuş bakışı bakarak yeni umutları önünüze sunar.. Az kişi bilir bu mekanı.. artmasınıda istediğim yok yanlış anlaşılmasın :)
burası ole bi yerki sadece siz siz olduğunuz için değer verildiğini, oleymiş yada ole gibi olmak zorunda olmadığınız bir yerdir.. insanı kendisi ile baş başa bırakan.. şehrin sıkıntısından, stresinden uzakta olan ama şehrin içinde bulunan bir yer.. resmini yazının ve sayfanın en alt kısmına ekledim.. resimden neresi olduğunu bulabilirseniz afferim size.. eger daha önce gitmemişseniz tabiki :) )
manzarası aşagıda göründüğü gibi.. tahminlerinizi bekliyorum.. :)


Aşk…

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, ‘Zenginlik, beni de yanına alır mısın?’ diye sormuş.Zenginlik, ‘Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.’ demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. ‘Kibir, lütfen bana yardım et!’, Kibir ‘Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.’ diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: ‘Üzüntü, seninle geleyim.’ Üzüntü ‘Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.’ Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. ‘Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…’Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: ‘Bana yardım eden kimdi?’ Bilgi ‘O, Zaman’dı’ diye cevap vermiş. ‘Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?’ diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
‘Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir’

Ve İşte Geri Döndük

tahmınımden daha kısa surede blog guncelleme basladım.. bunun en büyük nedeni ise biricik arkadaşlarımın desteği… insan donem donem bazı zorluklarda karşılaşıyor sevdıklerını kaybedıyor.. işlerı yolunda gitmiyor ama bi sure sonra bakıyorsunuz ki herşey normal seyrinde devam ediyor siz sadece uzuldugunuzle kalıyorsunuz..
verdiğimiz uuup uzun(!) aradan sonra sinemlerde gercekleştirmiş oldugumuz iftar yemeğinden bahsetmek istıyorumm

malum hepımızın okulları bıttı herkes bı boşlukta ne yapsam ne etsem dıye duşunurken .. ebru ile biz yemek kursuna gittmeye karar verdık :) bunun yanı sıra topluca kızlarla kafe acmaya karar verdık ipeği kasaya oturttucaz hesapları o tutucak nekadar ıyı bır fıkır ıpegın kasada olması bilmiyorum ama mutfakta olmasından daha iyi oldugu kesın :D
iftarda yediği kurabıyelerımden sonra ipek beni cafenın mutfak kısmına aldı :) )
merve güzel sesiyle ve gitarıyla kafemızın vazgecilmezleri arasında…
saliş gönüllü olarak közcümüz olmayı kabul edip bizi közcü masrafından kurtardı :)
emine kafeyi her ne kadar “beleş yemek yaşasın” gibi görmesinin yanısıra eglence organizasyonuna onu koyduk :)
ebruyla beraber yemek kursuna gitmeye karar verdiğimiz için ebruda benimle beraber mutfakta (umarım buyuk çaplı bı yangına sebep olmayız :) ))
esenmerve çalışan bir bayan olduğu için aksam kahvelerini bizde içmek görevide ona düşüyor :)
malesef sinemi katamıyoruz bu buyuk(!) cafe projemıze çünki kendılerı bir öğretmen adayı olduğu için okulu devam etmekte.. hafta sonları bekleriz sinemcimm :) )
cafenin dekonarsyonu tarzı nezoya ait imajmakerimiz nezodur :) tiki bi cafe istemıyoruz nezooo :)
küçük çaplı bi tartışmaya neden olan kafe ismimiz hala belirlenememektedir.. :)
ben Turuncu Cafe olsun diye bi fikir ortaya atsamda aynı anda “aaa yine mi sena ” gibi sesler birden salonu kaplayarak türlü türlü fikirler ortaya atıldı.. ben “Turuncu Cafe ” isminde hala ısrarlıyım .. telif hakkını alsam mı acaba …. neyse sizden gelen isim fikirlerine de açığız.. cafe ismi olarak seçtiğimiz kişiye ödül olarak ilk gün masaları silme görevini veriyoruz :) ) bu arada ciddiyim kafe ismi önerilerinizi beklıyorum :) )

Zenci kurabiyeler

Not: Kutuyu ben yaptım el yapımı kurabıye ve el yapımı kutu :D

Biraz Ara

Ramazanın gelmesi, benim yeterince yorgun olmam ve başka nedenlerden dolayı..bir süreliğine blog güncellemeye ara veriyorum.. bu aranın süresi ne kadar olur bende bilmiyorum… Zor bi yıl oldu benim için yeterince zorlu ve bi kaç gündür olanlarla beraber artık bünyeninde bi dayanma sınırı olduğunu anladım.. değer verince üzülmemek elden gelmiyor.. ne kadar kale gibi kendinizi güvenceye alsanızda olmayınca olmuyo, her kale bigün feth ediliyor.. neyse..
sayfamda hüzünlü şeylere yer yok çünkü burası TURUNCU :) bu sayfanın yüzünde bugune kadar tebessüm eksik olmadı.. Bu sebeple ben bıraz tatile çıkıyorum yani herşeyden biraz uzak kalıyorum.. zamana bırakmak en iyisi.. ama döndüğümde şimdikinden daha iyi olucağımı ümit ediyorum.. nede olsa insan herşeye alışıyor.. dimi?
uzatmaya gerek yok .. kısa surede görüşmek ümidi ile hoşçakalın.. sevdiklerinizle kalın..

Turuncu

Don’t Speak

You and me, we used to be together
Sen ve ben, eskiden birlikteydik

Everyday together always
Her gün birlikteydik, her zaman

I really feel that I’m losing my best friend
Gerçekten en iyi arkadaşımı kaybettiğimi hissediyorum

I can’t believe this could be the end
Bunun son olabileceğine inanamıyorum

It looks as though you’re letting go
Sen vazgeçiyormuşsun gibi görünüyor

And if it’s real well I don’t want to know
Ve bu gerçekse bilmek istemiyorum

Don’t speak, I know just what you’re saying
Konuşma, ne dediğini biliyorum

So please stop explaining
Bu yüzden lütfen açıklamayı bırak

Don’t tell me cause it hurts
Anlatma çünkü incitiyor

Don’t speak I know what you’re thinking
Konuşma, ne düşündüğünü biliyorum

I don’t need your reasons
Gerekçelerine ihtiyacım yok

Don’t tell me cause it hurts
Anlatma çünkü incitiyor

Our memories
Anılarımız

Well, they can be inviting
Tamam, çekici olabilirler

But some are altogether mighty, frightening
Ama bazıları herşeye rağmen güçlü, korkutucu

As we die, both you and I
Biz ölürken, sen ve ben ,ikimiz de

With my head in my hands I sit and cry
Başım ellerimin arasında oturup ağlıyorum

It’s all ending
Her şey bitiyor

I gotta stop pretending who we are…
Kim olduğumuz konusunda rol yapmayı bırakmalıyım

You and me I can see us dying…are we?
Sen ve ben, öldüğümüzü görebiliyorum…ölüyor muyuz?

Don’t tell me cause it hurts!
Anlatma çünkü incitiyor

I know what you’re saying
Ne dediğini biliyorum

So please stop explaining
Bu yüzden lütfen açıklamayı bırak

Don’t speak, don’t speak, don’t speak
Konuşma konuşma konuşma

Oh I know what you’re thinking
Oh ne düşündüğünü biliyorum

And I don’t need your reasons
Ve gerekçelerine ihtiyacım yok

I know you’re good, I know you’re good, I know you’re real good
Biliyorum iyisin, biliyorum iyisin, biliyorum gerçekten iyisin

Don’t, Don’t, darling
Yapma, yapma, sevgilim

darling
sevgilim

Don’t tell me tell me cause it hurts
söyleme çünkü incitiyor

darling,darling
sevgilim ,sevgilim

don’t tell me tell me cause it hurts
söyleme çünkü incitiyor

Dont Speak mp3

Dikkat Edin,

Bugun masamı düzenlerken taaa eski zamanlardan kalma bi defterime rastladım… içinde her türlü yazı, resim, özlü sözü barındırıyor.. Çocukluk işte naparsın, yazmışız bi kere.. :) ) Orda yazılı olan bir sayfayı sizinle paylaşmak istedim.. Artık zaten ole bi defter kalmadı :) )

Söylediklerinize dikkat edin,

düşüncelere dönüşür…

Düşüncelerinize dikkat edin,

duygularınıza dönüşür…

Duygularınıza dikkat edin,

davranışlarınıza dönüşür…

Alışkanlıklarınıza dikkat edin,

değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin,

karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin,

kaderinize dönüşür…

Mahatma Ghandi

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »